Ana Sayfa / RİSALE-İ NUR & BEDİÜZZAMAN / Bediüzzaman'ın Talebeleri / Bediüzzaman'ın Yakın Talebeleri / Üstad’ın “Sağ elini bana vermiş” dediği talebesi: Ahmed Galip Keskin

Üstad’ın “Sağ elini bana vermiş” dediği talebesi: Ahmed Galip Keskin

Faydalı ise lütfen bağlantıyı paylaşınız, tavsiye ediniz. Kaynaksız kopyalamanıza rızamız yoktur.

14 Şubat 1939 tarihinde 39 yaşında vefat eden Nur’un mâhir ve âlim kâtiplerinden Ahmed Galip Keskin’i vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyoruz.

Ahmed Galip Keskin, Isparta’nın Yalvaç ilçesindendir. İl merkezine 105 kilometre mesafede olan Yalvaç, Isparta’nın kuzey köşesindedir. Eğridir ilçesinin içinden geçilerek ve Eğridir Gölünün kıyı şeridi takip edilerek gidilmektedir Yalvaç’a. Hem bu yol, hem Yalvaç Allah’ın bahşettiği eşsiz güzelliğe ve berekete sahiptir. Üstad Said Nursi Hazretleri de Yalvaç’a tam üç kere gitmiştir.

Hz. Üstad’ın Barla döneminin, en sadık, en yakın talebelerinden birisi Yalvaçlı Muâllim Ahmed Galip Keskin’dir.

Merhum Muallim Galip çok kültürlü ve ilim sahibi bir şahsiyettir. Dört dil bilmektedir. Şâir ve hattattır. Eserleri vardır. Risale-i Nur’un Mektûbat kitabında ve Barla Lâhikasında Türkçe, Arapça ve Farsça şiirleri vardır. Risale-i Nur’daki bazı suallerin sahibidir. Eserlerin telif ve tebyizi sırasında yaşanan harikaları anlatan mektupların altında da ismi geçmektedir.  

ISPARTALI BÜYÜK ADAMLAR

Mahmut Kıyıcı’nın “Ispartalı Büyük Adamlar” kitabında Ahmed Galip Keskin özetle şöyle anlatılmaktadır:

Ahmed Galip Bey’in aslı Isparta’nın Yalvaç ilçesinden olmasına rağmen, babası Mehmet Kemâlettin Efendinin kadılık görevi dolayısıyla Bitlis’in Ahlat ilçesinde dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi 20. Asrın tam başı, 1900 yılıdır.

İlkokulu Ahlat’ta bitiren Galip Keskin, daha sonra İstanbul’a gönderilerek özel bir okul olan “Rehber-i İttifak ve Terakki” adlı okulda bir yıl okudu, Fransızca öğrendi.

Babası 1914 senesinde vefat edince, önce Diyarbakır’ın Beşiri ilçesine geldi; burada Kaymakamlık Tahrirat kaleminde (yazı işleri) çalıştı. Şiir yazıp okumaya büyük arzusu ve kabiliyeti vardı. Bunu keşfeden İlçe Müftüsü Şeyh Kadri Efendi kendisini destekledi, sohbetlerine aldı. Doğuda kaldığı sürede Arapça, Farsça ve Kürtçe dillerini öğrendi. 1916 yılında da annesiyle beraber tekrar Yalvaç’a avdet ettiler.

Galip Bey önce Yalvaç Lisesinde kâtip olarak çalışmaya başlar ve daha sonra Barla nahiyesinde muallim olarak görev yapar. O sırada Said Nursi Hazretleri Barla’da bulunuyordu. Genç yaşında buradan emekli olduktan sonra tekrar Yalvaç’a dönüyor Galip Bey. Emekliliği Barla’da geçmiştir.

Ahmed Galip Keskin, şairliği yanında hattat ve ‘hakkak’tır. Yani hat yazısını ve ahşap üzerine mühür ve benzeri şeyleri kazmak, kabartmak sanatını mükemmel yapmaktadır. Kitapları vardır.

Eserleri

DİVAN: Kendi el yazısıyla Osmanlıca olarak yazılmış şiir kitabıdır. Şiirlerden bazılar Arapça ve Farsçadır. Kitap 715 sayfadır.

GÜLŞEN-İ RAZ TERCÜME VE ŞERHİ: Ünlü mutasavvıf Şeyh Şibestiri’nin Farsça felsefi bir risalesidir. Muallim Galip tarafından 1924 yılında manzum olarak şerh ve tercüme edilmiştir. Kitap 587 sayfadır.

FITRATTA BESATED SEZİŞLERİ: Tefekkür ve felsefe örneğidir. 1934 yılında tamamlanmıştır.

MİRACİYE: Mesnevî tarzında yazılmış 94 sayfalık bir eserdir. 1937 yılında tamamlanmıştır.

GÖKTE VE YERDE: Hayalen ve gerçekte yaşanmış seyahatleri anlatan mesnevî tarzında 42 sayfalık eserdir.

MEVLİD: Süleyman Çelebi’nin tarzında yazılmıştır. Çok akıcı ve tatlı üslubu vardır.

Şualar’da ismi geçen 1930 Yalvaç doğumlu Ali Osman Karahan, Muallim Ahmed Galip Keskin’den sonra Yalvaç Risale-i Nur hizmetlerinin tam hâmili olmuştur. Yalvaç’ta çok hizmetleri var.

Galip Keskin hakkında bizi epey bilgilendirdi. Şunları anlattı Ali Osman Karahan:

Yalvaç’ta hizmet Muallim Galip ile başlamıştır

Üstad’ın Barla döneminde on iki tane yazıcısı varmış, bunlardan biri de Yalvaçlı Muallim Galip Keskin… Risale-i Nur’da Muallim Galip diye ismi çok geçer, şiirleri vardır…

Merhum Muallim Ahmed Galip, Barla’da bulunduğu sırada ve daha sonraları Bediüzzaman Hazretleriyle çok münasebetleri olmuştur. Risale-i Nur yazıcılarındandır. Bunu şöyle ifade eder Üstad Hazretleri: “Galib Bey’in iki eli var; sağ elini bana vermiş, benim hesabıma yazıyor, sol eli de kendine kalmış.” (Barla L. 334) Gariptir ki; burada bir işaret var. Çünkü Yalvaç’ta yaptığımız araştırmalarda öğrendik ki Galip Bey solakmış, yani Hakkak’lık işlerini öyle yaparmış, yazıyı sağla…

Galip Bey, 1935 Eskişehir Mahkemesi dolayısıyla Bediüzzaman Hazretleriyle beraber hapis yatmıştır. Osmanlıca 27. Lem’a, Eskişehir Müdafaanamesinde Bediüzzaman Hazretlerinin kendisi hakkında mahkemeye karşı yaptığı müdafaa vardır. Risale-i Nur’da ismi çok geçmektedir. Mektûbat kitabında ve Barla Lâhikasında Türkçe, Arapça, Farsça şiirleri vardır. Bazı suallerin sahibidir. Telif ve tebyiz sırasında yaşanan harikaları anlatan mektupların altında da ismi geçmektedir. Onuncu Lem’a Şefkat Tokatları Risalesinde Hz. Üstad tarafından yediği şefkat tokadı anlatılmaktadır.

1935 Eskişehir hapishane hayatı sırasında Risale-i Nur’u tanıyan ve ömrü boyunca Bediüzzaman’a hürmet etmiş genç bir subay, buraya, Yalvaç’a tayin olmuş, kısmet işte. Burada jandarma karakolu ve askerlik şubesi var sadece. Bu da şubede vazifeli bir Yüzbaşı…

Yalvaç’ta 850 senelik büyük bir çınar ağacı vardır. 8 Şubat 1939 tarihinde bu ağaç altında Yüzbaşı ve Muallim Galip birbirlerine yaklaşıp fısıltı ile -tabi o zamanların tehlikeli konularını(!)- konuşurlarken yüzbaşı ayağa kalkıyor, belindeki beylik tabanca kazayla yere düşüyor ve patlıyor, Muallim Galip Bey’in midesine bir kurşun saplanıyor. Konya’ya yetiştirmek için yola çıkıyorlar, yetişiyorlar fakat Galip Bey Konya Devlet Hastanesinde 14 Şubat 1939 tarihinde 39 yaşında vefat ediyor. Üstad buna çok üzülüyor… Bir oğlu var Yahya, O da İstanbul’da. Yalvaç’ta hizmet Muallim Galip ile başlıyor, bizlerle devam ediyor inşallah…

Galib’ime selam et..

İlk ziyaretimde Emirdağ’a gidiyordu Üstad, ayaküstü görüştük. Şöyle oldu:

Üstad’ın elini öptüm, nereden geldiğimi sordu, “Yalvaç” dedim. “Yalvaç?” dedi. “Evet” dedim. “Sonra tekrar gelirsin, bizim şimdi işimiz var, Emirdağ’a gidiyoruz” dedi. “Galib’ime selam et” dedi. O kaza ile vurularak vefat olan Yalvaçlı talebesi… Ama ben daha Muallim Galip kim, hiç duymamışım. Bediüzzaman’la ilk görüşmemiz bu kadar. Beraber gittiğimiz Abdülkadir memleketine, ben de Yalvaç’a döndüm.

İlk işim Galip’e o selamı götürmek… Aradım taradım, bakkal Galip’i buldum. “Galip ağa, ben Bediüzzaman’ın yanından geliyorum, sana Üstad’ın selamı var” dedim. “Ben onu tanımıyorum, ben değilim o” dedi. Yeniden araştırdım bir Galip daha buldum. “Galip ağa, ben Bediüzzaman’ı ziyaret ettim, sana selamı var” dedim. “Yok, hocam yanlışın var, beni bilmez o” dedi. Sonra: “Dur, onun Galip’i evliya gibi bir adamdı. Fakat o kaza kurşunuyla öldü, acaba ölene de mi selam gönderdi? O Konya’da medfundur” dedi. Mesele anlaşılmış oldu…

Bediüzzaman’ın Yalvaç’a üç ziyareti vardır.

Üstad, 1957’deki birinci Yalvaç ziyaretinde sadece Muallim Galip’in evini ziyaret edip, dua edip gitmişti. Birinci gelişinin esas sebebi, bir vefa insanı olarak kendisine yazıyla hizmet ettiği için onun doğup büyüdüğü eve ziyaret etmek imiş. Oysa o zaman itibariyle Yalvaç’ta medresemiz de var idi.

Kaynak: Ömer ÖZCAN(Ağabeyler Anlatıyor-5.Cilt)

Faydalı ise lütfen bağlantıyı paylaşınız, tavsiye ediniz. Kaynaksız kopyalamanıza rızamız yoktur.

İlginizi Çekebilir

Mi’rac Gecesi Hakkında Yazılar, Bilgiler

Mübârek Miraç Gecesi hakkında sitemizin zengin içeriğine ulaşmak için lütfen alttaki başlıkları tıklayınız. 1. Tıklayınız …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
İstifadeli Ve İbretlik Bir Hatıra / Ahmet KATIN

Tarih 15.03.1998’ i gösteriyor. Simav’da Nur hizmetinin tarihi çınarlarından biri olan Ömer Kalaycık Ağabey toprağa …

Kapat